İyi ki kitaplar var...

İyi ki kitaplar var...

16 Kasım 2014 Pazar

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - Yeraltından Notlar



Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Sayfa Sayısı: 139

Puanım: 8/10




Herkese selam!

Malum Kasım ayındayız ve bu dönem çoğu üniversite öğrencisin de olduğu gibi benim için de vize dönemi demek. Şükürler olsun vizeler bitti ve ben kitaplarıma geri dönebildim. Ve bu geri dönüşü Dostoyevski ile taçlandırdım. :)

Yeraltından Notlar 1864 yılında yayımlanmış. Ve eleştirmenlere göre Dostoyevski’nin büyük eserlerine giriş niteliği taşıyan bir roman. Gerçekten de öyle. Dostoyevski’den Budala ve Suç ve Ceza kitaplarını okuyan biri olarak o kitaplardaki psikolojik çıkarımları bu eserde de görebiliyoruz. Tabi daha kısa tutulan bu psikolojik çıkarımlar yine de doyurucu!

Kitap iki bölümden oluşuyor. 
İlk bölüm ‘Yeraltı’, ikincisi ise ‘Sulusepkene Dair’. Ama öncesinde Dostoyevski’nin kitaba yazdığı önsözü aktarmak istiyorum.

'' Gerek ''Notlar'' yazarının, gerek ''Notlar'ın'' tamamen hayal ürünü olduğu şüphesizdir. Bununla beraber, çevremizdeki insanların üzerinde biraz düşünülürse, bu notların yazarı gibi şahısların aramızda bulunmasının yalnız mümkün değil, muhakkak olduğu anlaşılır. Ben sadece pek yakın bir zamanın sıradan bir tipini daha açık olarak kamu huzuruna çıkarmak istedim. Bu, henüz hayatta olan kuşağın tiplerinden biridir. ''Yeraltı' adı verilen bölümde bu şahıs kendisini, fikirlerini tanıtırken, neden muhitimizde yer aldığını ve bunun neden kaçınılmaz olduğunu açıklamak ister gibidir.  İkinci bölümdeyse, bu şahsın hayatına ait bazı olayları anlatan gerçek ''Notlar'' yer almaktadır. ''

Bu dipnotta da yazıldığı gibi ilk bölümde kahramanımız kendi fikirlerini aktarıyor bize. Unutmadan ekleyeyim anlatıcının yani kahramanın bir ismi yok yine. Kendi fikirlerini anlatırken bunları su götürmez bir gerçeklik gibi gördüğü aşikâr. İlk bölüm çok iç açıcı ve okuyucu tabiri ile akan giden bir bölüm değil. Bunda ikinci bölümde olduğu gibi hatıralardan çok fikirlerin aktarılmış olması etkili sanırım. Ne demiştik ilk bölümün ismi yeraltı idi. Yeraltı kahramanımız için kendi yaşamını temsil ediyor. Kendi yaşamını yeraltı olarak görüyor. Ve yaşamını bayağı bulduğu için durmadan özürler diliyor ama neden sonra kahkahayı patlatıyor. Şöyle diyor: ‘Biliyorum bana kızıyor hatta gülüyorsunuz. Ama 40 yıllık yeraltı hayatı bu sabredin!

Açıkçası ilk bölümü okurken bir ara ne çeşit bir deli bu. Çok sıkıcı şeyler anlatıyor demiştim. O da bunu anlamış olacak ki bana cevap niteliğinde şeyler söyledi. ‘’Ciddi ciddi konuştuğumuz halde bana önem vermek istemiyorsanız öyle olsun, yalvaracak değilim. Nasılsa yeraltım var!’’

İlk bölümün son sayfalarına doğru kitaba daha yeni ısındım diyebilirim. Ve bu sayfalarda bir sır paylaştı bizimle kahramanımız. Bu notları dertlerim daha azametli ve büyük görebilmek için yazdım. Ama ufak bir notta iliştiriyor. Bu notları kimse duymayacak!




Gelelim kitabın ikinci yarısına. 
Akıp gidiyor bu kısım. Çünkü ilk bölümde okuyucuyu sıkan -en azından beni- o fikirler, detaylar bu bölümde pek yoktu. Daha çok anlatıp rahatlamak istediği şeyleri yazdığı bir bölüm olduğu için yazıda bir hareket vardı. Ve takip edilebilirlik açısından merak uyandırıyordu. İkinci bölüm karakterden nefret etmenizi sağlayabilecek detaylarla dolu. O yüzden ikinci bölümle ilgili detayları biraz kısa tutmak istiyorum müsaadenizle. Çünkü o güzel kısımlar hakkında ağzımdan bir şey kaçsın istemem.

Bir de beşinci yazı ile ilk kez yapacağım bir şey olsun. Hoşuma giden, o an altını çizdiğim cümlelerden birini paylaşarak bitireyim bu yazıyı.

‘’ Anlayışınızla övünüyorsunuz, ama bir yandan da tereddütlerle dolusunuz, çünkü kafanız işlediği halde kalbiniz ahlaksızlıkla kararmış; hâlbuki temiz kalpli olmayan insanın idraki tam değildir. Ya o yılışıklığınız, sırnaşmanız, kırıtmalarınız! Yalan, yalan hep yalan! ‘’


Herkese keyifli okumalar!

3 Kasım 2014 Pazartesi

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - Beyaz Geceler



Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Sayfa Sayısı: 202

Puanım: 7/10

Bu bloğu oluşturmaya başladığım ilk günlerde hedefim her hafta yazı bırakabilmekti. Düzenli yazı bırakmalıyımdan kasıt benim için haftada bir kitap kritiği idi. Ama yaz aylarının sonuna doğru yaşadığım müthiş rehavet, şehirler arası düğün macerası, derslerin başlaması vs. derken ne kitap okuyabildim ne de bloğa yazı bırakabildim. Tabi bunlar hep mazeret ama yine de durum bu. :)

Neyse gelelim kitabaaaa.

Dostoyevski’nin ya da benim genel olarak kullandığım ifade ile Dostoyevski Abimizin ilk eserlerinden kısa bir hikâyecik olan Beyaz Geceler’in konusunu aşk olarak basitçe aktarabiliriz. Evet, aşk bu kitapta ana konu. Ama aşk kavramı imkânsız sevgiler, terk edişler ve trajik bir sonla aktarılmış. Kitabımızın bayan ana karakteri Nastyenka. Erkek olanı ise isimsiz onu ‘Hayalperest’ diye tanımlamış Dostoyevski. Enteresan bir karşılaşma ve hızlı bir ilerleyişin ardından bu ikili arasında bir dostluk başlıyor. Nastyenka ve Hayalperest’imiz arasında peyda olan bu dostlukta saklı tutulan sırlar paylaşılıyor. Ve işte Dostoyevski burada o muhteşem yazarlık yeteneğini konuşturarak insanın psikolojik dünyasına ait çıkarımlarda bulunuyor.

Örneğin diyor ki Dostoyevski;

'' Fakat mutluluk ve neşe insanı nasıl güzelleştiriyor! Yürek sevgiyle nasıl da kaynıyor! Sanki kendi yüreğini alıp bir başkasının yüreğine dökmek istiyorsun, herkesin neşelenmesini, herkesin gülmesini istiyorsun. Mutluluk nasıl da bulaşıcı! ''

Kitabın konusuna daha çok girmek istemiyorum. Ama kısalığına rağmen doyurucu ve hüzünlü olduğuna şüpheniz olmasın!

Şimdiii!

Okuduğum Beyaz Geceler kitabının baskısı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’na ait. Yayınevi bu baskıda Beyaz Geceler dışında Dostoyevski’nin 4 farklı hikâyesini de kitaba dâhil etmiş. Bu hikâyelerin tümü 1848 yılına ait. Hatta itiraf edeyim ilk anda Beyaz Geceler bölümü bitipte diğer kısma geçince okuduğum hikâye ile Beyaz Geceler’in konusu arasında bir bağlantı kuramamıştım. Dedim dur bakalım okumaya devam edeyim. Ama sonradan fark ettim ki içinde farklı hikâyeler de barındıran bir baskıymış bu kitap. 

Yukarıda bahsettiğim diğer dört hikâye ise şunlar;
  • Başkasının Karısı ve Yatağın Altındaki Koca
  • Noel Ağacı ve Nikâh
  • Haysiyetli Hırsız
  • Yufka Yürekli
'Başkasının Karısı ve Yatağın Altındaki Koca ' adlı hikâye açıkçası ilgimi çeken bir hikâye olmadı. Anlatış tarzı çok karışık geldi. Konu hikâyenin isminden de anlaşılacağı üzere aldatılan bir koca, aldatan kadın ve sevgili üçgeninde. Ama hikâyeyi okursanız siz de fark edersiniz kim ne yapıyor, ne ediyor anlaması zor!

Bir sonraki hikâye olan ‘’Noel Ağacı ve Nikâh’’ ise erken yaşta evlendirilen bir kız çocuğunun hikâyesi. Ciddi bir konuyu oldukça sakin bir hava ve üslupla anlatmış Dostoyevski. Bu hikâye kitaptaki en kısa hikâye.

Haysiyetli Hırsız hikâyesi gerçekten güzeldi. Uzun uzun anlatmış Dostoyevski Yemelyan’ı. Ve onun bir hırsız, bir içkici olmasına rağmen son nefesinde bile elinden bırakmadığı haysiyetini!

Kitabın son hikâyesini  ise çok beğendim yahu! Hatta itiraf ediyorum Beyaz Geceler’den daha güzel bir hikâyeydi 'Yufka Yürekli'. İki iyi arkadaşın hikâyesini konu alan bu öykü fazlasıyla duygu yüklüydü. Birine âşık olan Vasya’nın yaşadığı buhranı çok güzel anlatmış Dostoyevski. 

Belirtmeden geçmeyeyim ufak bir not olsun bu kitapla ilgili. Kitap beyaz perdeye de uyarlanmış! Filmi izlemedim sinema ile pek aram yoktur. Film 1957 yapımı. Yani siyah beyaz bir film. Eğerki kitabı okuduktan sonra bir de film patlatayım derseniz tercih edilebilir. 



Son birkaç cümle ile Beyaz Geceler kitabı, içindeki birbirinden farklı hikâyeleri ile Dostoyevski okumak isteyenlere giriş niteliğinde bir kitap olabilir. 

Herkese keyifli okumalar!