İyi ki kitaplar var...

İyi ki kitaplar var...

25 Ağustos 2016 Perşembe

Selçuk Baran - Bir Solgun Adam



Kitabın Adı: Bir Solgun Adam

Okuduğum Baskı ve Tarihi: I.Baskı - Nisan 2010

Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Sayfa Sayısı: 248

Kitabı Bitirdiğim Şehir: İzmir

Puanım: 10/10


-Arka Kapak-

Bankacı Mehmet Taşçı, emekli olunca evini terk edip yetmişini aşkın Dürnev Hanım’ın çatı katı odasını kiralamış, on yıldır orada yaşamaktadır. Bir gün, Dürnev Hanım’a haber vermeden Kadıköy’de bir otele yerleşir. Bir süre orada kalır, karlı bir günde yollara düşer; İzmit yolundan geri dönüp gene Dürnev Hanım’a gelir. Bir süre hasta yatar, gazetede kendi ölüm ilanını okur... Zahire tüccarı Sadık Bey’le dostluk kurar, yanında iki ay kadar kalır...

-Değerlendirme-

Selçuk Baran'dan okuduğum ilk kitap oldu, Bir Solgun Adam. Kitabın anlatıcısı, kahramanı, yorumcusu, her şeyi olan Mehmet Taşçı gerçekten de solgun bir adam. Ve okuyucuyu da soldurması pek muhtemel. Öncelikle Selçuk Baran'la ilgili hislerimden bahsedeyim. Kalemi çok güçlü. Baya baya tasvir yapmış kitapta. Ama bu tasvirler sıkıcı değildi. Benim hoşuma gitti. Ama bazıları bu romanı okurken detaylarda boğulabilir.

Kitap beş bölümden oluşuyor. Birinci ve Üçüncü bölümlerde karakterimiz Mehmet Taşçı'nın günlüğünü okuyoruz. Kalan kısımlar ise olaylardan oluşuyor. İlk kısım baya uzun orada sıkılabilirsiniz şimdiden belirteyim. Çünkü günlük okumak -hele ki böylesi bezmiş bir insanın günlüğü- ne kadar zevkli olabilir tartışmaya açık bir konu bana göre.

Neyse Mehmet Taşçı erken emekliye ayrılmış bir banka memuru. Eşinden, çocuklarından kopmuş. Terk etmiş onları. Bağımsız, gürültüsüz bir hayat yaşıyor. Ama uzun süredir devam eden bu yaşantıda yolunda gitmeyen bir şeyler var. Mehmet Taşçı değişmekten, değişimden, değişime yetişememekten, değişime karar verememekten şikayetçi. Korkuyor ondan. Ama asıl neden bu değil. Mehmet Taşçı yaşamaktan bezmiş bir insan. Ama hayatına son vermeye de cesareti yok. Çünkü ondan da bezmiş durumda. Kendinden bezmiş bir insan o. Ve bu bezginlikle oradan oraya sürükleniyor. Bazen fırtınalı bir ilişki içinde olduğu Nevin'in yanına gidiyor. Bazense bir otel odasına. Ya da hep yapmak istediği gibi başını alıp çıkıyor yola. Genelde ilk hedefi İzmit'e ulaşmak...

Mehmet Taşçı karakterinin insanı yer yer hüzne boğan -en azından benim için- bir tarafı var. Bir de şu var ben kitabı okurken sürekli Oblomov'u düşündüm! Çünkü o bezginlik, o hasta ruh, sürekli uyku hali, ha bugün ha yarın derken aylar hatta yılların geçişi Oblomov'u hatırlattı bana. Belki de yazar Selçuk Baran o kitaptan etkilenerek böyle bir eser bıraktı bize. Kim bilir?

Özetle ilk kez okuma şerefine eriştiğim bu kadın yazarımızın kitabını çok beğendim. Hakkında yapılan yorumları okuyunca gördüm ki biraz kıyıda köşede kalmış, fark edilememiş bir edebiyatçı. Bundan sonra ben elimden geldiği kadarıyla onu okumaya ve okutturmaya çalışacağım. Önerim: Bu kitabı mutlaka okuyun!


NOT: 1 yıldır malesef kitap okumadım! Bunun sebebi hazırlanmış olduğum KPSS idi. Bu yorucu ve sıkıntılı süreci şimdilik atlattım. Ve kitaplarıma geri döndüm. Artık bu denli uzak ayrılıklar olmayacak. Kitapla kalalım dostlar. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder